ERZURUM OLTU İNCİ KÖYÜ KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ
ERZURUM OLTU İNCİ KÖYÜ KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ
Köyümüz için yeni bir tarihin başlangıcı oldu. Özlemle beklediğimiz, yılların hasreti olan, gurbetteki, bilhassa Bursa’daki hemşehrilerimiz için yeni bir yuva kuruldu.
Bismillah… Dedem, (Hacı İbrahim Aksu, annemin babası) 1958 yılında hacca gitmiş. Köyün ilk hacısı. O yıllarda köyde hac tecrübesini yaşayan henüz yok. Aslında o yıllarda köyün yolları da yok. Köyün yolları dedemin hacca gitmesinden on beş-on altı yıl sonra yapılıyor. Ama at’la, eşekle ya da daha çok yayan dağları aşarak ilçeye varıyorlarmış. Dedem 1957 yılında kafaya koymuş hacca gitmeyi, mal mülk satmış çıkmış yola kamyonların geçtiği asfalta kadar onu at sırtında götürmüşler. Oradan kömür kamyonlarıyla Erzurum’a oradan da Ankara’ya gitmiş. Orası başkent ya oradan bir vasıta bulurum demiş. Ama Ankara’da günlerce kalmış hac mevsimi yaklaşmış, bir türlü hacca giden birilerini bulamamış. […]
Geçen yıl ÇAYA MERSİYE yazmıştım. Yani çayın üzerine bir yudum su içmiştik. Çayı bütün hatıralarıyla betonun altına gömmüştük.
Ölünün arkasından ağlanır ama hayat devam eder. “Nerede kalmıştık?” sorusuyla yeni durumdan ileriye doğru nasıl bir hamle yapacağımızı konuşuruz.
Nerede kalmıştık?
Ramazan beklenirdi. Birdenbire gelmezdi. Receb'in, Şaban'ın müjdesi olarak gelirdi. İki ay önceden haberi gelirdi de insanlar gelene kulak kabartırlardı.
Mekanın da bir kalbi var, bir ruhu var. Doğduğumuz ve çocukluğumuzun geçtiği yerleri neden özleriz. Gönülden gönüle bir bağ kurmuşuzdur o mekanla. Muhabbet tek taraflı değildir. Sen onu seviyorsan canı gönülden o da seni seviyordur canı gönülden. Sen özlüyorsan o da özlüyordur.
Evvel zaman içinde bacalar vardı. İnsanı insandan, insanı doğadan ve insanı güneşten, komşuyu komşudan ayıran çatılar çıkmadan önce.
Evlerimizin güneşe, semaya bakan yüzleriydi, Hayatı gören gözleriydi. Nefes alınan yer, aya bakılan yerdi bacalar.
Ambara buğday olarak giren “pinavun” kış gelmeden öğütülmeli. İşini gücünü bitiren köylü, değirmenleri nizama sokar; değirmen taşı, “god”, ambar, unluk,“çakçak” yeniden tamir edilir ve düzene sokulur. Güz suları bol akar. Değirmenin taşı dönmeye başlar. Her ailenin “herekeş” olduğu değirmenler vardır, herkes sırasını bekler. Sırası gelen ambarından tahıllarını eşeklere ya da öküz arabalarına yükler, bir kat […]
İnci Köyü-Oltu arasında arabalı servis hizmetini ilk kim verdi? İlk servis hangi arabayla verildi? İkinci servisin özellikleri nelerdi? Hangi yol kullanılıyordu? Aşağıdaki yazıda bu ve buna benzer soruların cevaplarını bulacaksınız...
Maşallah şimdi anladımki hocam o sizsiniz Allahüekber Rabbim razı olsun eyvallah hocam
Gerçekten Emektar bir çalışma olmuş köyümüzün Yollarına ait bilgilerin derleyip toparlanması takdire Şayan bir durum.. Hocam senin şahsında kimin katkısı…
Bir gün seninle bir yerde oturalım, ben anlatayım sen de yaz. Başıma gelen, yazılacak acı tatlı çok hatıra var
İbrahim abi sizin gezdiğiniz yolları ve at sırtında gezdiğiniz köylerin hatırasını da yazmak lazım. Unutulmamalı
O yoları atınan gezen bilir benim gittiğim köyüler örük kelkir kotik huvak veşgen tüvesor tev hartka otçuk büyük orcuk kiğek…
Maşallah şimdi anladımki hocam o sizsiniz Allahüekber Rabbim razı olsun eyvallah hocam